"Ünak 2010: Bilgi Yönetimi 2.0 Sosyal Ağlarda Bilgi Hizmetleri"

1991 yılında Ankara merkezli olarak üniversite ve araştırma kütüphanecileri tarafından kurulan Ünak, Türkiye’de özel, halk veya okul kütüphanecileri ya da araştırmacılarını, arşivcilerini ve bilim insanlarını tek bir çatı altında buluşturarak mesleki birikimlerini paylaşmayı ve sorunlarına birlikte çözüm aramayı amaçlamaktadır. 2000 yılında Bilgi Dünyası isimli bilimsel hakemli dergi ile bilim ve yazın alanlarında da yayınlar hazırlayan ÜNAK yine 2000 yılından bu yana yıllık toplantılar organize etmektedir. Bu toplantılarda bilgi ve belge yöneticilerini, kütüphanecileri, bilişimci ve akademisyenleri, araştırmacıları ve ilgili diğer meslek gruplarından temsilcileri bir araya getiren ÜNAK, teknik ve enformasyon alanındaki gelişmeleri ve değişmeleri tartışmaya açarak katılımcıların bildirilerini sunmalarına olanak sağlar. Benzer konularda hizmet veren kurum, kuruluş ve firmaların ürünlerini ya da hizmetlerini de bu oturumlar içinde izleyebileceğiniz ÜNAK yıllık toplantılarından onuncusu geçtiğimiz hafta 07 Ekim-09 Ekim 2010 tarihleri arasında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. OMÜ Merkez Kütüphanesi Daire Başkanı Ömer Bozkurt’un açılış konuşması ile başlayan bu iki gün süreli konferansın bir diğer açılış konuşmacısı ÜNAK başkanı Aytaç Yıldızeli idi. Teknolojik değişimlerin evrimsel süreçte toplumu etkilediğine ve teknolojinin kendini devamlı yenilerken bu yeniliğe ayak uydurabilen profesyonel işgücüne gereksinim duyduğuna dikkat çeken Yıldızeli, içeriğe müdahale edebilme teknolojisi ile Web 2.0’ın birçok meslek grubu tarafından avantajlı konuma geldiğini belirtti. Konuşmasına Web 2.0 teknolojisi ile her sektör ve kurumda olduğu gibi kütüphane kullanıcılarının da beklenti ve isteklerinin değişmesine dikkat çekerek devam eden Yıldızeli bu teknoloji ile bilgi hizmetlerinde yeni bir çağın başladığını sözlerine ekledi. Bu bağlamda Web 2.0 ve günümüz bilgi yönetimine etkileri çerçevesinde iki gün süre ile internetin evrimsel sürecinin tartışıldığı ÜNAK 2010 Bilgi Yönetimi 2.0: Sosyal Ağlarda Bilgi Hizmeti konferansı Tübitak Ulakbim Müdürü Prof. Dr. Cem Saraç moderatörlüğünde gerçekleşen Sosyal Ağ paneli ile başlamış oldu. Bilgi Yönetimi 2.0 Nedir? (Yrd. Doç. Dr. Aykut Arıkan) Konuşmasına Web 2.0’ın hayatımıza girmesi ile birlikte internet ve sosyal ağ kullanımındaki artışın bilgi hizmetleri alanında da etkin olacağını ve gelecekte bilgi hizmetlerinin sosyal medya ile daha önemli hale geleceğini vurgulayarak başlayan Arıkan’a göre, günümüzde geniş kitleler kendi katılım istekleri ile herhangi bir soruna çözüm üretmek amacı ile fahri olarak katılım sağlıyorlar. Bu noktada tüketici aynı zamanda üretici olarak da karşımıza çıkıyor. Literatüre türeticiler olarak da geçen bu katılımcıların her biri aslında bir medya kanalına işaret ediyor. Sosyal medya ile her birey kendi görüşlerini ortaya koyarak yeni bir medya kütüphanesi yaratıyor. Vikipedi örneğinde de olduğu gibi kitlelerin oluşturduğu kullanıcılarının aynı zamanda üreticisi olduğu bir ortam söz konusudur. McLuhan’ın “The Medium is the message” söyleminde de olduğu gibi mesaj ortamı kaplamış durumdadır. (bkz: Sosyal Medya Bağlamında İletişim Kuramcıları: Marshall McLuhan) Aykut Arıkan’a göre bilim ve teknoloji dolayısıyla da toplum hızlanmış, bu süreçte bilgi hizmetleri de inovasyona uğramıştır. Twitter, Facebook, Vikipedi ve bloglar gibi sosyal medya araçları kütüphane ve kütüphanecilik kavramını 5 adımda evirmiştir. Arıkan’ın öngördüğü evrimsel süreçler ise;
  1. Birinci evrede kütüphaneler depo görevi görmekteydi.
  2. İkinci evrede kütüphanelerde bulunan kitaplar kataloglanarak kullanıcılarının kolayca ulaşabilmeleri için düzenlendi.
  3. Üçüncü evrede kitap ve makalelerin adları, yılları, sayfa sayıları ve nerede yayınlandıklarına dair bilgilerin yer aldığı bibliyografyalar yayınlanarak kullanıcı hizmetine sunuldu.
  4. Dördüncü evre melez kütüphane (hybrid library) evresidir. Bu evrede, geleneksel basım ile yeni medya araçları bir arada kullanılmaktadır. Fakat elektronik kaynakların sayısında artış gözlenmektedir.
  5. Beşinci ve son evrede ise bilgi kaynakları kullanıcı tarafından bulunamıyorsa kullanıcı bilgiyi üretmektedir.  Tüketiciler üretici olmuştur  ve türetici kavramı ortaya çıkmıştır.
Türetime dayalı yeni kolektif çalışma kaynakları da bu noktada önem kazanmıştır. Tüketici ve üreticilerin geçmişte hayatta kalma mücadelesine bağlı psikoloji ve ödül-ceza motivasyonu ile katkı sağladıklarını söyleyen Arıkan, yeni dünya düzeninde tıpkı bilişim dünyasında olduğu gibi yeni bir motivasyon türünün de oluştuğunu belirtmiştir. Sosyal psikolojide motivasyon 3.0 adı verilen bu tür, bireylerin hiçbir zorlama ve baskı altında kalmadan tamamen kendi fahri istekleri ile katılım sağladıkları içsel motivasyondur. İçsel motivasyon ile türeticinin ürettiği her şey açık erişimli olmalıdır. Arıkan’a göre informasyon mobilize olmuştur. Sosyal medyanın bireyselleştirdiği, küresel bir hızda ve esneklikte yayılabilen bilginin evrimine kütüphane yetkilileri ve bilgi-belge yöneticileri de uyum sağlamalıdır. Sosyal Medya Bilgiye Bakışımızı Nasıl Değiştiriyor? (Gabriela Olaru) Sunumuna sosyal medya tanımı ile başlayan Olaru’ya göre sosyal medya çift yönlü iletişimin sanal halidir. Geleneksel medyada iletişim tek yönlü iken sosyal medya sayesinde kullanıcı ürettiği ya da paylaştığı bilgi hakkında diğer bireylerle tartışabilir, fikir alışverişinde bulunabilir. Bir gazete sayfası ya da bir kitap basıldığı hali ile yıllarca hiç bozulmadan bekleyebilir ve herhangi bir değişiklik yapılması gerektiğinde oldukça zahmetli olan bir süreci takip ederek matbaa yoluyla güncellenebilirken sosyal medyada ürettiğiniz bir içeriği anında güncelleyebilir ya da değiştirebilirsiniz. Sosyal ağları ise iletişimi hızlandıran, aynı konulara ilgi duyan insanların, ortak paydaşların bir araya gelmelerine olanak sağlayan sanal örümcek ağları olarak tanımlayan Olaru, sosyal ağlarda dileyen herkesin bilgi paylaşabilme özgürlüğüne sahip olduğuna dikkat çekmiş fakat şüphesiz ki paylaşılan her bilginin doğru olduğunu söylemenin de yanıltıcı olacağını belirtmiştir. Friendfeed ve Facebook kullanıcılarına sorduğu “Yeni Nesil Kütüphane Nasıl Olmalıdır?” sorusuna aldığı cevapları konferans konukları ile paylaşarak sunumunu tamamlayan Olaru’ya göre sosyal medya tek başına yeterli değildir. Elbette ki geleneksel medya araçlarını kullanarak güçlü bir tanıtım aracı haline gelecektir. Dünya Bir Köy Olsaydı: Web 2.0 Uygulamaları ve Kütüphaneler (Şebnem Gürsoy) Sunumuna David J. Smith tarafından yazılan Dünya Bir Köy Olsaydı adlı çocuk kitabından bir alıntı ile giriş yaparak başlayan Gürsoy,  “Çevrimiçi Eğitim” ve “E-Learning” konularında bilgi verdi. Şebnem Gürsoy, evde oturarak başka ülkelerde eğitim mümkün müdür? Sorusuna yanıtlar vermeye çalıştı ve bazı linkleri izleyecilerle canlı olarak paylaşarak tezini güçlendirdi. ALA Online Education, UCLA University Extension Program ve NewYork Public Library gibi eğitim kurumlarının web sitelerine girerek çevrimiçi eğitim programları hakkında bazı örnekler verdi. Bir Disiplin Olarak Bilgi Yönetimi ve Eğitimi: Paradigmatik Bir Yaklaşım (Mustafa Sağsan ) Sunumunu “Bilgi Yönetimi Disiplini ve Uygulamaları” isimli yeni kitabından alıntılar yaparak sürdüren Sağsan, epistemolojiyi çözebilmemiz için onun tarihsel sürecini bilmemiz gerektiğini söylemiştir. Kavramların ve terimlerin altını doldurmadan paradigmatik çerçeveyi çizemeyeceğimizi belirten Sağsan, insanların fiziksel ihtiyaçları doğrultusunda “Pazar”a girdiklerini düşünmektedir. Sağsan’ın oluşturduğu fiziksel ihtiyaçların bilgiye ve son olarak akli verilere dönüştüğü piramidi ise şu şekildedir: Piramidin işlemler kısmında görüldüğü üzere, “çevresel tarama, düzenleme-sıraya koyma, kıyaslama-analiz etme” bilginin ontolojik bölümüne karşılık gelirken “deneyimleme” ve “karar verme” süreçleri epistemolojik kısımda yer alır. Bir miktar paramız olduğunu ve bir araba almak istediğimizi varsayalım. Nesnel bölüme göre, “Arama almak” fiziksel ihtiyacımızdır. Bütçemize uygun arabalar verilerimizdir ve bu arabaların özelliklerine göre sıralanmış hali ise enformasyondur. Öznel kısımda ise, enformasyon yani anlamsız veri yığını anlam kazanarak bilgi haline gelir. Enformasyon herkesin erişebildiği bir şey iken bilgi bireye ait olan, öznel bir süreçte kazanılır. Bu durum esas olarak, enformasyon yönetimi ve bilgi yönetimi arasındaki farka işaret eder. Elbette ki bilginin fikre yani akla dönüşmesi tek başına yeterli değildir. Kültürel değerlerin de bu süreçte rolü yadsınamaz. Epistemolojik bağlamda bilgi yönetimi, mikro düzeyde ortaya çıkmıştır. İşletme boyutunda ise örgütsel düzeyde vuku bulmaktadır. Ontoloji çerçevesinde ele alındığında ise bilginin uygulama süreçleri karşımıza çıkmaktadır. Modeller, sistemler, taksonomiler, grup veya örgütsel bilgi üretimi gibi. Mustafa Sağsan bilgi yönetiminin evrimsel sürecini altı bölümde incelemiştir.
  1. 1950’li Yıllar
  • İşletme hedeflerine göre yönetim
  • Program değerlendirme ve gözden geçirme teknikleri
  • Çeşitlenme
  • Niceliksel yönetim
  • Elektronik veri işleme
  1. 1960’lı Yıllar
  • Y Kuramı
  • Holdingleşme
  • Takıma Dayalı Gruplar
  • Merkezileşme ve Adem-i Merkezileşme
  1. 1970’li Yıllar
  • Stratejik Planlama (Mintzberg ve Porter)
  • Deneyim Eğrisi
  • Portföy Yönetimi
  • Otomasyon
  1. 1980’li Yıllar
  • Toplam Kalite Yönetimi
  • Açık, katılımcı, resmi olmayan yönetim
  • Kurumsal Kültür
  • Z Kuramı
  • Küçülme
  1. 1990’lı Yıllar
  • Öz yetkinlikler
  • Öğrenen Örgüt
  • Değişim Mühendisliği
  • Stratejik Enformasyın Sistemleri, İç ve Dış Ağlar
  • Pazar Değeri
  1. 2000’li Yıllar
  • Bilgi Yönetimi
  • Entelektüel Sermaye
  • Kurumsal Bütünleşme
  • Bilgi Paylaşım Kültürü
Bu süreçlerin oluşmasında yalnızca bilgi ve belge yönetimi biliminin yeterli olmayacağına dikkat çeken Sağsan, sosyoloji, iktisat gibi beşeri bilimlerin de incelemelere tabii tutulması gerektiğini belirterek konuşmasına son vermiştir. Yakın Geleceğin Bilişim Trendleri (Prof. Dr. İsmail Hakkı Demirel, Prof. Dr. Cem Saraç, Prof. Dr. Emin Özçağ) Geçtiğimiz 10 yıllık sürede Tübitak tarafından gerçekleşen bir araştırmadan yola çıkarak hazırlanan bu sunumda, Prof.Dr. İsmail Hakkı Demirel önümüzdeki yıllarda dünyaya hakim olması beklenen 8 bilim dalına işaret etmiştir. Bu araştırmanın özü, 10 yıllık süreçte dünya ülkeleri tarafından hangi bilimlere yatırım yapılmış, hangi bilimlere ilgi artmış incelenmesidir. Unesco tarafından hazırlanan bilim raporuna göre Ar-Ge’ye ayrılan payların ülkeler arası karşılaştırması sonucu ortaya çıkan 8 bilim dalı ise şöyledir:
  1. Genetik ve Kalıtım
  2. Enerji ve Yakıt
  3. Nanobilimler ve Nanoteknoloji
  4. Gelişimsel Biyoloji
  5. Bilgisayar Bilimleri ve Yapay Zeka
  6. Hava-Uzay Mühendisliği
  7. Meteoroloji ve Atmosfer Bilimleri
  8. Veterinerlik Bilimleri
Türkiye açısından baktığımızda 1999 yılı bilimsel yayınlarda bir kırılma noktası niteliğinde. Fakat Avrupa ülkelerinde ve Amerika’daki bilimsel değişimler ile kıyaslandığında yine de bu yayınların oldukça az olduğu göze çarpmaktadır. Üstelik dünya genelinde bir yapıldığında %0.5 ile Türkiye, bilime ayrılan bütçe miktarı ile en alt sıralarda yer almakta. Bu bütçe çoğunlukla “Genetik ve Kalıtım” ve “Veterinerlik Bilimleri”ne ayrılmaktadır. Demirel’e göre; Türkiye, yapılan araştırmalara uygun olarak dünya bilim trendlerini takip etmeli ve bu trendlere uygun olarak bütçenin pay edilmesini gerçekleştirmelidir. Üniversite Kütüphanelerinde Mobil Uygulamalar (Canan Tavluoğlu) TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi’nden Canan Tavluoğlu, mobil internetin faydaları ve ana problemleri üzerinden bir giriş yaparak sunumuna mobil kütüphane uygulamaları, mobil web siteler, mobil cihazlar üzerinden kütüphane kataloglarına erişim, e-katalog, sanal turlar ve kütüphanelerin sms hizmetleri ile devam etmiştir. Mobil federe arama motoru olan Ehis ile örneklendirdiği sunumunun son bölümü ise Türkiye’de mobil uygulama hizmeti veren üniversitelerden oluşmuştur. Bu üniversiteler, firmamızın da içinde yer aldığı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kütüphanesi, Yakın Doğu Üniversitesi Büyük Kütüphane ve Sabancı Üniversitesi Bilgi Merkezi’dir. Üniversite Kütüphanelerinde Yeni Nesil Pazarlama ve İletişim Stratejileri (Gülçin Cribb) Yeni ekonomide en önemli kavramlardan biri olan marka, günümüzde pazar payına göre seçilmektedir. Özyeğin Üniversitesi Kütüphane Müdürü Gülçin Cribb’e göre marka, ad,işaret, sembol, biçim, renk, koku gibi etkenlerin bileşkesidir. Marka, satış arttırmak, Pazar payını korumak, gelecek satışlar için olumlu ortam yaratmak, rakiplere göre farklılık yaratmak ya da hedef kitleyi eğitmek gibi birçok sebep için kullanılmalıdır. Cribb’e göre çoğumuzun düşündüğünün aksine aslında kütüphane demek sadece kitapların oluşturduğu tozlu raflarla dolu bir bina değildir. Kütüphane, tıpkı diğer markaların sahip olduğu gibi bir marka stratejisine sahip olmalıdır. Çünkü sahip olduğu bütçenin neredeyse %20’si kitap alımına giderken geri kalan para lisans alımı, yeni teknolojileri takip etmek gibi hizmetler için ayrılmaktadır. Marka temelinde FRED Modeli (Familiarity, Relevance, Esteem And Differentiation) olarak da bilinen bilinirliliği arttırma, ilgililik, itibar ve farklılaşma kavramlarını anlamlandırmalıdır. Sosyal medya kullanımının hızla arttığı günümüzde artık markalar itibar ölçümlerini internet üzerinden sosyal medya takip araçlarını kullanarak gerçekleştirmektedirler. Cribb’e göre çoğu marka “damage control”  yani hasar kontrollerini gerçekleştirmek için sosyal medyayı kullanmaktadır. Kütüphaneler de tıpkı birer marka gibi kendileri için bir strateji belirlemeli, yaratılan markayı güçlendirmeli ve büyütmeli, Pazar paylarını inceleyerek kullanıcı ver personelleri ile devamlı irtibat halinde olmalıdır. Cribb, konuşmasına son verirken Özyeğin Üniversitesi’nin sosyal medya stratejisini de paylaşmıştır. Geleneksel medya ile sosyal medyayı birleştirerek oluşturulan bu stratejide, sadece Özyeğin Üniversitesi Kütüphanesine ait bir Facebook Hayran Sayfası, blog ve Twitter hesabı oluşturarak bu sayfaların sürekli güncellenmesi, öğrenciler ile birlikte interaktif bir birliktelik yaratmak planlanmıştır. Türk Alışveriş Siteleri Üyelik Formlarında Etkileşim Tasarımı: Hepsiburada.com, İdefix ve Gittigidiyor.com Örneği (Zehra Taşkın) Bilindiği gibi etkileşim tasarımı, herhangi bir ürünün sunduğu fayda ile ürünü kullananların beklentileri arasındaki ilişkinin akışını planlamak, kullanıcı ve ürün arasında bir denge kuran arayüzler geliştirmektir. Hacettepe Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi bölümü araştırma görevlilerinden Zehra Taşkın da etkileşim tasarımı çerçevesinde bugün Türkiye’nin en önde gelen alışveriş sitelerinden Hepsiburada.com, İdefix ve Gittigidiyor.com’u baz alarak bir araştırma sunmuştur. Sunum bu üç alışveriş sitesinin görsel tasarımı, kullanıcıya sunduğu üyelik kolaylıkları ya da üye formlarının doldurulması etrafında şekillenmiştir. Araştırmanın sonucunda her üç sitenin de üyelik sözleşmesinin olmaması üzerine konuşulmuştur. Etkileşim tasarımı açısından ise en iyi site Hepsiburada.com olarak belirlenmiştir. Işıl Yılmaz AdresGezgini Ltd. Sosyal Medya Uzmanı
Bu Gönderiyi Paylaş:

Bu gönderi AdresGezgini Sosyal Medya Ekibi tarafından yayınlanmıştır.

Yorum Yap

Son Gönderiler: