LinkedIn’de, bloglarda ya da sosyal medyada sık sık başarı hikayeleri görüyoruz:
“0’dan başladım, çok çalıştım ve başardım.”
Kulağa motive edici geliyor. Hatta bazen insanı gerçekten harekete geçiriyor. Bir süreliğine “Ben de yapabilirim” hissine kapılıyoruz.
Ama günlük hayatın içine geri dönünce, anlatılan hikayeyle kendi yaşadığımız süreç arasındaki fark daha görünür hale geliyor.
Ve bir noktada çoğumuzun aklına aynı soru geliyor:
Gerçekten bu kadar basit mi?
Çünkü bu hikayelerin çoğu ilham verici olsa da, nedense tam olarak gerçek gibi hissettirmiyor.
Hikayelerde Eksik Olan Kısım: Süreç
Başarı hikayelerinin büyük bir kısmı sonuç odaklı anlatılıyor.
Ortada bir hedef var. Ardından yoğun bir çalışma süreci geliyor. Sonunda da başarıya ulaşılıyor.
Ama aradaki o “yoğun çalışma süreci” genelde birkaç cümleyle geçiştiriliyor.
- Motivasyonun düştüğü anlar
- Yapılan hatalar
- Vazgeçme isteği
- “Acaba doğru yolda mıyım?” sorgusu
- Ara ara uğrayan yetersizlik hissi
Bunların hiçbiri detaylı şekilde anlatılmıyor.
Sanki tüm zorluklar kısa sürmüş, tüm kararsızlıklar hızlıca çözülmüş gibi aktarılıyor. Halbuki insanın en çok yorulduğu yer genelde tam da o belirsizlik kısmı oluyor.
Oysa gerçek hayatta asıl hikaye tam olarak burada yaşanıyor.
Her Şey Fazla Düzenli Anlatılıyor
Bir diğer dikkat çeken nokta ise bu hikayelerin neredeyse hepsinin çok “düz” ilerlemesi.
Sanki herkes:
- Ne istediğini biliyor
- Ona göre plan yapıyor
- Disiplinli şekilde çalışıyor
- Ve sonunda başarıya ulaşıyor
Ama gerçek hayatta işler çoğu zaman böyle ilerlemiyor.
İnsanlar:
- Ne istediğini tam olarak bilemeyebiliyor
- Farklı alanları deniyor
- Bazen başladığı şeyi bırakıyor
- Yön değiştiriyor
Bazen insan aylarca neyi gerçekten istediğini anlamaya çalışıyor. Bazen sırf doğru alanı bulabilmek için farklı şeyleri deneyip duruyor.
Dışarıdan bakınca dağınık görünen süreçler, aslında çoğu zaman kişinin kendini tanıma süreci oluyor.
Yani süreç, anlatıldığı gibi düz bir çizgi değil; daha çok inişli çıkışlı bir yol.
Hikayeler Neden Bu Kadar “Temiz”?
Bunun en önemli sebeplerinden biri, başarı hikayelerinin çoğu zaman bir anlatım biçimi olarak kurgulanması.
- Kişisel marka oluşturma isteği
- İlham verme amacı
- Daha profesyonel görünme çabası
Tüm bunlar hikayenin bazı kısımlarının törpülenmesine neden oluyor.
Çünkü insanlar genelde sonucu anlatmayı seviyor; belirsizliği, korkuyu ve kararsızlığı değil.
Oysa çoğumuzun hayatı tam olarak bu duyguların içinde geçiyor.
Sonuç olarak ortaya çıkan şey şu oluyor:
Daha etkileyici ama daha az gerçekçi bir anlatım.
Karşılaştırma Tuzağı
Belki de bu hikayelerin en büyük etkisi, biz fark etmeden yarattığı karşılaştırma.
Bir başkasının net, düzgün ve başarıyla sonuçlanmış hikayesini okurken, onu kendi sürecimizle karşılaştırıyoruz.
Ama kendi sürecimiz çoğu zaman:
- Dağınık
- Belirsiz
- Eksik
- Bazen motivasyonsuz
Bu yüzden şu düşünce oluşuyor:
“Herkes bir şeyleri çözmüş, ben hâlâ çözemedim.”
Oysa gerçek şu:
Kimse her şeyi çözmüş değil. Sadece herkes hikayesini daha düzenli anlatıyor.
Ve çoğu zaman insanlar yaşadıkları karmaşayı değil, o karmaşanın sonunda ulaştıkları sonucu paylaşıyor.
Gerçek Hayatta Başarı Nasıl Görünüyor?
Gerçek hayatta başarı çoğu zaman daha karmaşık.
- Bazen ne yaptığını tam olarak bilmeden ilerliyorsun
- Bazen yanlış kararlar veriyorsun
- Bazen motivasyonun düşüyor
- Bazen de yaptığın şeyin sana uygun olmadığını fark ediyorsun
Ve en önemlisi:
Bu süreçlerin çoğu dışarıdan görünmüyor.
Bu yüzden başkalarının “temiz” görünen hikayeleriyle kendi “karmaşık” sürecimizi karşılaştırdığımızda, kendimizi geride hissedebiliyoruz.
Halbuki yaşadığımız o kararsızlıklar, yön değiştirmeler ve belirsizlikler çoğu zaman başarısızlık değil; sürecin doğal bir parçası.
Peki Bu Hikayeler Hiç Mi Değerli Değil?
Aslında değerli.
Başarı hikayeleri:
- İlham verir
- Farklı bakış açıları kazandırır
- “Mümkün” olduğunu hatırlatır
Ama tek başına yeterli değildir.
Çünkü ilham almak başka bir şeydir, gerçek süreci yaşamak bambaşka bir şey.
Bir hikayeyi okumakla, o hikayenin içinden geçmek arasında büyük bir fark vardır.
Belki de Gerçek Hikayeler Anlatılmayanlardır
Belki de sorun başarı hikayelerinde değil, onları nasıl yorumladığımızdadır.
Gördüğümüz şey sadece sonucun hikayesi. Ama yaşanan şey çoğu zaman çok daha karmaşık, çok daha dağınık ve çok daha insani.
Henüz sonuca ulaşmadığımız için yaşadığımız şey bize başarısızlık gibi görünebiliyor.
Ama belki de bu karmaşa, sürecin doğal hali.
Belki de en gerçek başarı hikayeleri, henüz anlatılmamış olanlardır.
Ve belki de hepimiz, o hikayenin tam ortasındayız.
