Modern Zamanların Klasik Müzik Dehası Erçin Kaya [Röportaj]

1980 yılında Sinop’ta dünyaya gelen Erçin Kaya, ilkokul eğitimine Sinop’ta, orta ve lise eğitimine İzmir’de devam etti. İzmir İnönü Lisesi’nde aldığı 3 yıllık eğitimin ardından İzmir Cumhuriyet Anadolu Lisesi Turizm ve Otel Yönetimi bölümüne devam etti. Bu yıllarda gitar çalarak ve Fransız Kültür Derneği Klasik Batı Muziği korosunda söyleyerek başladığı amatör müzik hayatını 1998 yılında, Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı Piyano Yapımı ve Onarımı bölümüne girerek profesyonel hayata taşıdı.

2001 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuarı'ndan önlisans derecesi ile mezun oldu ve ardından aynı yıl burslu olarak kabul edildigi Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesinde Teori ve Kompozisyonu üzerine 5 yıl süren bir eğitim aldı. Elhan Bakihanov, Füsun Köksal ve Mahir Çetiz ile çalıştı. Bu süre zarfında ilk eserleri seslenmeye basladı. Two Haiku, Day Sleeper, Images ve Three pieces for String Quartet, Koro için “Gözleri”, solo cello ve eşzamanlı elektronik için “Intuitions” gibi eserleri Bilkent Üniversitesi öğrencilerinden olusan çeşitli gruplarla, Bilkent geçlik Korosu ve Başkent Kuvartet tarafından seslendirildi.

Takip eden dönemde Giya Kancheli, Kamran Ince, Magret Wolff gibi bestecilerin workshoplarına aktif olarak katıldı. 2006 yılında Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Lisans Bölümü’nden “Şeref Öğrencisi” derecesi ile mezun olan Kaya, aynı yıl temmuz ayında İtalya’ya giderek İtalya Feniarco Derneği tarafından düzenlenen Koral Kompozitörler için Avrupa Semineri’ne (European Seminar for Choral Composers) katıldı. Burada Bruno Zarolini, Jonathan Rathbena, Carlo Pavese ve Vic Nees gibi isimlerden koro müziği ve besteciliği üzerine seminerler aldı. Aynı adlı seminerde Torine Vocal Ensemble tarafından gerçekleştirilen workshopta bir performans sergiledi. Senaryosu ve yönetmenliği Barış Hancıoğulları’na ait, 2008 IF İstanbul’da da gösterime giren Tomorrow Past By isimli filmin müziklerini yaptı.

Ardından 2007 yılında Hollanda’ya yerleşti. Conservatorium Van Amsterdam’da bestecilik üzerine yüksek lisans eğitimine basladi. Hollanda’da yaşadığı üç yıl boyunca çeşitli gruplarla performanslar sergiledi ve birçok workshopa katıldı. Yüksek lisans eğitimi sırasında Richard Ayres, Theo Leovendie, ve Wlliem Jets ile kompozisyon çalıştı ve Brian Ferneyhough, Stefano Gervasoni gibi zamanımızın ünlü bestecileri ile bireysel dersler yapma olanağını yakaladı. Maxtak Film Orchestra ile Hollanda'daki ilk eseri “Piece for 3D animation, Solo violin and Ensemble”ı seslendirdi. Ardından Tromp Percussion Competition için bestelediği vurmalı çalgılar ve yaylı dörtlü için “Broken Mask” sahne aldı. “Music for Electric Ensemble” ve solo piano ve vokal için “No Matter How Far” seslendi. Pan Flute bestesi Amsterdam Konservatuarı Pan Flute bölümü giriş sınav programına konuldu. Nieuw Ensemble için bestelediği “Brackets”,  Muziekgebouw aan ‘t IJ başarılı bir şekilde seslendirildi. Aynı beste ile Kasım 2009'da İngiltere’de düzenlenen Huddersfield Contemporary Music Festival’a davet edildi ve yine “Nieuwe Ensemble” ile bir konser gerçekleştirdi. Conservatorium Van Amsterdam tarafından Sweelinck Foundation ödülü ve University Of York Music Department’dan Roslyn Lyons Masters Bursu kazandı.

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye dönen Erçin Kaya ile kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Erçin Kaya'nın son bestesi "No Matter How Far" ı buradan dinleyebilirsiniz:

Işıl Yılmaz: Müziğiniz hakkında konuşalım biraz. Myspace sayfanızdan da dinledim. Bilinen, popüler olandan uzak, pek de alışkın olmadığımız bir müzik türü bu. Bize biraz anlatır mısınız?

Erçin Kaya: Literatürde “Contemporary Classical Music” olarak geçen daha çok akademik bir çevreye hitap eden bir müzik türü, benim yaptığım müzik. Klasik müziğin ve başka tarzların 21. Yüzyılda geniş bir yelpazede dalgalanan hali.

Işıl Yılmaz: Yani, bir nevi klasik müzik eserlerinin yeniden yorumlanması diyebiliriz.

Erçin Kaya: Kısmen.. 1950’lerden sonra müzik tarihinde yerini almaya baslamış, minimal öğelerle bezenmiş, ileri çalım ve besteleme teknikleri ile geliştirilmiş, köklerini klasik müziğe salmış, avangart denilebilecek nitelikte bir müzik türü..

Işıl Yılmaz: Siz peki nasıl yöneldiniz bu müzik türüne?

Erçin Kaya: Dokuz Eylül Üniversitesi’nde piyano yapımı ve onarımı üzerine önlisans eğitimim sırasında bestecilik kavramı ile tanıştım ve daha sonra Bilkent Üniversitesi’nde aldığım Bestecilik lisans eğitimi ile daha ciddi bir seviyeye taşıdım. Bu yıllarda sevgili hocam Füsun Köksal’ın beni “Gyorgi Ligeti” nin müziği ile tanıştırması aynı zamanda da yeni müziğe doğru bir açılım oldu. Bu yeni ilgi beni daha sonra İtalya ve ardından Amsterdam’da aldığım eğitimlere taşıdı. Daha ileri yönde bir akademik müzik gelişimi sağladı bana.

Işıl Yılmaz: Yaklaşık üç yıl boyunca Amsterdam’da yaşamışsınız ve daha sonra geçtiğimiz haftalarda da Türkiye’ye dönmüşsünüz. Oradaki müzikal yaşam ile burası arasında ne gibi farklar var?

Erçin Kaya: Evet, yaklaşık iki sene hiç gelmedim Türkiye’ye. Orada çok yoğun bir eğitime tabiiydim, müzik çalışmaları da aynı yoğunlukta sürdü. Bu sırada doğal olarak inanılmaz bir müzik çevresi oluşturuyorsunuz. Devlet destekli bir müzikal yapı var. Her ne kadar dışarıdan çekici gibi görünse de bu, zaman zaman yaratıcılığı baltalayan bir şey. Bir besteci için sürekli devlet destekli yaşamak romantizmi öldürecek şekilde garanti sunuyor sana. Bu garanti de, bence insanı sınırlandırıyor. Geleceği garantiye alınmış bir sanatçının çok da üretici olacağını düşünmüyorum. Belirsizlik aynı zamanda kamçılayıcı bir etkiye sahip. Tabii bu tamamen benim kişisel yaklaşımım! Ayrıca Türkiye çok sesli bir ülke. Sokağa çıktığınızda kulağınıza farklı türden ve enerjilerden onlarca ses geliyor. Onları ayırt edip, yeni besteler oluşturmaya çalışmak çok daha ilham verici. Hollanda’da da eklektizm ve doğu-batı sentezi müzik çalışmaları farklı müzik türlerini beslemekte. Ama burada bulunan yüksek enerjiyi ve ruhu orada bulmak çok zor.

Işıl Yılmaz: Şimdi Türkiye’de yaşamaya başladınız. Gelecek ile ilgili planlarınız neler?

Erçin Kaya: Sanatta yürüdüğün yol her zaman çok önemli ve engebeli... Yeni zorluklarla yeni tarzlar denemek istiyorum. Bundan sonrası için İstanbul’da yaşamaya devam edeceğim, caz ve rock müzik ile ilgili birkaç planım var. Bu iki tarzı klasik çağdaş müzik ile harmanlayan bir modern caz üçlüsü oluşturmayı düşünüyorum. Bu projede besteci ve icracı olarak yer almak istiyorum.

Işıl Yılmaz: Bu kısa sohbet için çok teşekkür ederiz. Başarılar.

Erçin Kaya: Ben teşekkür ederim.

Bu Gönderiyi Paylaş:

Bu gönderi AdresGezgini Sosyal Medya Ekibi tarafından yayınlanmıştır.

Blog Yorumları

  1. Keyifli bir sohbet olmuş. Paylaşım için teşekkürler.

  2. Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler, elinize sağlık.

Yorum Yap

Son Gönderiler: